Vahit Özdemir — Emekli Diplomat

Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 21 Ekim 2026’da İYİ Parti üyeliğinden ve Ankara milletvekilliğinden istifa ettiğini açıklaması, siyasi geçmişini yeniden gündeme taşıdı. Bu karar, parti içindeki görüş ayrılıklarının sonucu mu, yoksa başka bir siyasi adrese yönelmenin ilk adımı mı?

Bu soruya cevap ararken, geçmişte yaşananlarla geleceğe ilişkin ihtimalleri birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Hekimlikten siyasete uzanan yol

1951’de Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde doğan Fakıbaba, genel cerrahi uzmanı olarak Iğdır, Birecik ve Şanlıurfa’da görev yaptı. Başhekimlikten belediye başkanlığına, milletvekilliğinden bakanlığa uzanan bir kamu hizmeti geçmişi bulunuyor.

2004’te AK Parti’den Şanlıurfa Belediye Başkanı seçildi. 2009’da yeniden aday gösterilmeyince bağımsız olarak seçime girdi ve Saadet Partisi’nin de desteğiyle başkanlığı ikinci kez kazandı. Bu sonuç, Şanlıurfa siyasetinde adayın kişisel karşılığının da hesaba katılması gerektiğini gösteren önemli örneklerden biridir.

2010’da Saadet Partisi’ne katıldı; bu partiden ayrıldıktan sonra 2013’te AK Parti’ye döndü. Haziran ve Kasım 2015 ile 2018 seçimlerinde Şanlıurfa milletvekili seçildi. 2017-2018 döneminde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptı.

Bakanlık dönemini başarılı bulduğumu söyleyemem. Belediyecilikte edinilen deneyimin, tarım gibi farklı uzmanlıklar gerektiren bir alanı yönetmek için tek başına yeterli sayılamayacağı kanaatindeyim. Bu görevlerde değerlendirme, kurulan kadronun niteliği ve ortaya çıkan sonuçlar üzerinden yapılmalıdır.

Ayrılık kadar kullanılan üslup da önemli

Fakıbaba, 2022’de AK Parti’den ve milletvekilliğinden ayrıldı. Ardından katıldığı İYİ Parti’nin 2023 seçimlerinde Ankara’dan milletvekili oldu.

Son ayrılığın öncesinde ise “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ve milliyetçilik anlayışına ilişkin açıklamaları, parti yönetimiyle görüş ayrılığını görünür hale getirdi. Müsavat Dervişoğlu, bunun üzerine kendisini hem partiden hem de milletvekilliğinden istifaya davet etti.

Bir genel başkanın partisinin siyasi çizgisini savunması anlaşılabilir. Ancak seçilmiş bir parlamenterle yaşanan görüş ayrılığında tercih edilen üslubun da önemli olduğunu düşünüyorum. Konunun önce yüz yüze görüşülmesi ve parti organlarında değerlendirilmesi daha uygun olmaz mıydı?

Dervişoğlu’nun sert çıkışının parti tabanını bir arada tutma amacı taşıyıp taşımadığı tartışılabilir. Fakat böyle bir amacı kesin olarak bildiğimizi söyleyemeyiz.

İstifa açıklaması ve Meclis süreci

Parti üyeliğinden ayrılmak ile milletvekilliğinin sona ermesi farklı işlemlerdir. Anayasa’nın 84. maddesi uyarınca istifanın geçerliliği TBMM Başkanlık Divanınca tespit edilir; milletvekilliğinin düşmesine Genel Kurul karar verir. Dolayısıyla yalnızca istifa açıklamasından hareketle milletvekilliğinin sona erdiği sonucuna varılamaz.

Yeni bir siyasi adres mi?

Fakıbaba’nın AK Parti’ye dönebileceği yönündeki tartışma, siyasi geçmişi nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak 21 Ekim’de gazeteci İsmail Saymaz’a verdiği yanıtta, o aşamada böyle bir karar almadığını belirttiğini de hesaba katmak gerekir.

Şanlıurfa’da yeniden milletvekilliği veya belediye başkanlığı hedefleyebileceği bir ihtimal olarak tartışılabilir. Bu ihtimalin gerçekleşmiş bir adaylık anlaşması gibi sunulması ise doğru olmaz.

Kasım Gülpınar ile birlikte hareket edileceğine ilişkin senaryo da aynı ölçüyle ele alınmalıdır. İki ismin açıklaması veya somut bir gelişme olmadan ortak bir siyasi plan bulunduğu sonucuna varmak erkendir.

Benim açımdan belirleyici olan, Fakıbaba’nın bundan sonraki tercihinin gerekçesini seçmene nasıl anlatacağıdır. İstifayı başka bir partiye geçişin işareti olarak yorumlamak mümkündür; fakat bunu kanıtlanmış bir niyet gibi sunmak mümkün değildir.

Bir hemşehrisi olarak kendisine sağlık ve esenlik diliyorum. Şanlıurfa’dan Ankara’ya uzanan bu yolculuğun yeni durağını ise açıklamaları ve atacağı adımlar gösterecek.

Nereden nereye…