Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için aday gösterdiği Feridun Sinirlioğlu, bana Dışişleri Bakanlığında birlikte çalıştığımız yılları hatırlattı. Ankara’daki bir odada başlayan tanışıklığımız, bugün uluslararası diplomasinin en önemli görevlerinden birine uzanan yolculuğun hatırası oldu.

1982 yılıydı. Dışişleri Bakanlığının Ankara Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesi 27 numaradaki ek binasında, Konsolosluk İşleri Dairesinde görev yapıyordum. Feridun Sinirlioğlu da aynı yıl Bakanlığa katılmış, meslek hayatının ilk adımlarını atıyordu.

Boğaziçi Üniversitesi mezunu oda arkadaşım Mengi, Sinirlioğlu’nun mesleğe birlikte başladığı arkadaşlarındandı. Bir gün bizi tanıştırdı. Kendisine sade Türk kahvesi ve maden suyu ikram ettim.

Odamda yurt içi ve yurt dışı görüşmelere açık bir telefon bulunuyordu. Sinirlioğlu, İstanbul’daki ailesini aramak için son derece nazik bir biçimde izin istedi. Ben de kendisine, odada bulunmadığım zamanlarda dahi ailesini arayabileceğini söyledim.

O yıllarda şehirler arası telefon görüşmesi yapmak bugünkü kadar kolay değildi. Sinirlioğlu, zaman zaman odama gelir, İstanbul’daki ailesiyle konuşurdu. Aradan geçen bunca yıla rağmen o tanışmayı ve telefondan yararlanmak için gösterdiği nezaketi hatırlıyorum.

Bir süre sonra kendisini eli ve yüzü bantlı gördüm. Geçmiş olsun dileğimi ilettiğimde trafik kazası geçirdiğini söyledi.

Askerliğimiz de aynı döneme rastladı. İkimiz de 1 Kasım 1982 ile 28 Şubat 1983 arasında dört aylık kısa dönem askerlik yaptık. Ben Tokat’taki Avcı Er Eğitim Taburunda vatani görevimi yerine getirdim. Sinirlioğlu’nun hangi birlikte askerlik yaptığını ise bugün hatırlayamıyorum.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olan, yüksek lisans ve doktorasını Boğaziçi Üniversitesinde tamamlayan Sinirlioğlu, sonraki yıllarda diplomasinin farklı kademelerinde görev üstlendi.

2002–2007 yılları arasında Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi oldu. Ardından Dışişleri Bakanlığı müsteşar yardımcılığı ve müsteşarlık görevlerinde bulundu. 2015’te kurulan geçici hükümette Dışişleri Bakanlığı yaptı. 2016–2023 döneminde Türkiye’yi Birleşmiş Milletlerde daimi temsilci olarak temsil etti. Aralık 2024’te ise Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliğine atandı.

Şimdi Türkiye, kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için aday gösterdi.

Bu göreve atanmak, bir ülkenin aday göstermesinin ötesinde geniş bir diplomatik uzlaşma gerektiriyor. BM Şartı’nın 97. maddesine göre genel sekreter, Güvenlik Konseyinin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanıyor. Konseyde en az dokuz üyenin desteği gerekiyor; beş daimi üyeden birinin vetosu ise adayın önünü kesebiliyor.

Dolayısıyla ABD, Çin, Rusya, Fransa ve Birleşik Krallık’ın tutumu belirleyici önem taşıyor. Son dönemdeki uygulamada genel sekreterler beş yıllık görev süreleri için atanıyor.

Sinirlioğlu’nun uzun yıllara yayılan meslek hayatı, bu adaylığın arkasındaki birikimi gösteriyor. Sonucu ise devletler arasındaki görüşmeler ve kurulacak mutabakat belirleyecek.

Benim hafızamda bütün bu görevlerin yanında, Meşrutiyet Caddesi’ndeki odamıza gelen ve ailesini aramak için nazikçe izin isteyen meslektaşım var.

Aradan kırk dört yıl geçmiş. O gün aynı Bakanlığın koridorlarında karşılaştığımız genç diplomat, bugün Türkiye’nin BM Genel Sekreterliği adayı.

Büyükelçi Feridun Hadi Sinirlioğlu’na bu süreçte başarılar, sağlık ve afiyet diliyorum.

Nereden nereye…

Kapak fotoğrafı: OSCE/Renaud Cuny — Viyana, 20 Ocak 2025 (arşiv). Lisans: CC BY-ND 4.0.

Kaynak: Vahit Özdemir