Vahit Özdemir — (E) Diplomat

Emekli diplomat Vahit Özdemir, İran’ın eski dışişleri bakanı Ardeşir Zahidi ile Doğubayazıt’ta karşılaştığını anlattığı hatırasında, kaymakamlık konutundaki bir kahvaltıyı ve Ankara’ya uzanan telefon görüşmesini aktarıyor.

Kasım 1979’da, İran ile Türkiye arasındaki bazı sınır ticareti sorunlarını görüşmek üzere Urumiye’den Doğubayazıt’a gitmiştim. Kaymakam Bekir Tunç ile kaymakamlık konutunda kahvaltı yapıyorduk.

Sohbetimiz, emniyet amirinin telsizden yaptığı anonsla kesildi:

“Bizim askerler sınırda molla kılığında birisini yakalamışlar. Adam eski İran Dışişleri Bakanı olduğunu söylüyormuş. Bu konuda talimatınız nedir?”

Bir süre sonra polisler, molla kıyafetleri içindeki Ardeşir Zahidi’yi kaymakamlık konutuna getirdiler. Karşımızdaki kişi, İran’da dışişleri bakanlığı yapmış, ülkesini Washington ve Londra’da büyükelçi olarak temsil etmiş bir diplomattı.

Oldukça tedirgin görünüyordu. Kendisini sakinleştirmeye çalıştım:

“Ekselans, lütfen sakin olunuz. Düşmez kalkmaz Allah’tır. Yiğidin başı beladan eksik olmaz. Biz Müslümanlar kadere inanan insanlarız. Her işte bir hayır vardır.”

Ardından birlikte Van usulü kahvaltı yaptık. Kaymakam Tunç ile Zahidi arasındaki konuşmalarda tercümanlığı ben üstlendim.

Ankara’ya uzanan telefon

Zahidi, sınırı geçmesine yardımcı olan kişilere yüklü miktarda para ödediğini ve Türkiye’ye gelmek zorunda kaldığını anlattı. Türkiye’yi ikinci vatanı olarak gördüğünü söyledi.

Bizden bir ricası vardı: Kadim dostu, eski dışişleri bakanlarımızdan İhsan Sabri Çağlayangil ile telefonla görüşmek istiyordu.

Kaymakam Bekir Tunç, konuttaki manyetolu telefonla PTT görevlisini aradı. “Yıldırım–Asayiş” önceliğiyle Ankara’daki numaranın bağlanmasını istedi.

Kısa bir süre sonra bağlantı kuruldu. Çağlayangil ile Zahidi yaklaşık on beş dakika görüştüler.

Daha sonra Ağrı Valisi devreye girdi. Erzurum’dan gelen MİT ekibi, Zahidi’yi sıkı güvenlik tedbirleri altında Ankara’ya götürdü. Vali, olay hakkında basına bilgi verilmemesi konusunda Kaymakam Tunç’u uyardı.

Diplomasinin ve sarayın içinden gelen bir isim

Ardeşir Zahidi, İran’ın eski başbakanlarından General Fazlollah Zahidi’nin oğluydu. Amerika Birleşik Devletleri’nde Utah State Üniversitesinde öğrenim görmüş; dışişleri bakanlığı ve büyükelçilik görevleriyle İran diplomasisinin önde gelen isimleri arasına girmişti.

Babası, 1953’te Muhammed Musaddık hükümetinin devrilmesinin ardından başbakan olmuştu. Zahidi ailesinin Şah Muhammed Rıza Pehlevi ile yakınlığı, Ardeşir Zahidi’nin hayatını da şekillendirmişti.

Ardeşir Zahidi, 1957’de Şah’ın kızı Prenses Şehnaz ile evlendi. Bir kız çocuklarının dünyaya geldiği bu evlilik, 1964’te sona erdi.

Washington ve Londra’daki görevleri sırasında verdiği görkemli davetlerle de tanınıyordu. Siyaset, diplomasi ve sanat dünyasından birçok isimle yakın ilişkiler kurmuştu.

1979 İran Devrimi, onun hayatında da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Sonraki yıllarını İsviçre’nin Montrö kentinde geçiren Zahidi, 18 Kasım 2021’de hayatını kaybetti.

Benim hafızamda ise diplomatik unvanlarının ve görkemli davetlerinin ötesinde, Doğubayazıt’taki o kahvaltı sofrası ve Ankara’ya bağlanan telefon görüşmesi kaldı.

Nereden nereye…

Vahit Özdemir
(E) Diplomat